6 Şubat Deprem Bölgesi Hangi İller?
6 Şubat 2023’te Türkiye’yi derinden sarsan ve dünya çapında büyük yankılar uyandıran Kahramanmaraş merkezli depremler, bir yandan fiziksel altyapıyı yok ederken, diğer yandan toplumsal yapıları da derinden etkiledi. Bu felaket, yalnızca büyük bir afet olmanın ötesinde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerin daha belirgin hale gelmesine neden oldu. Peki, 6 Şubat depremi hangi illeri etkiledi ve bu bölgelerdeki toplumsal yapılar, afetin ardından nasıl şekillendi?
Depremin Etkilediği İller: Bir Toplumsal Perspektif
Kahramanmaraş merkezli büyük depremler, 11 ili doğrudan etkiledi. Bu iller: Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Osmaniye, Diyarbakır, Malatya, Kilis, Elazığ, Mardin olarak sıralanabilir. Depremin yıkıcı etkisi yalnızca binalarla sınırlı kalmadı; toplumların sosyo-ekonomik yapıları da sarsıldı.
Ancak, afetin toplumdaki farklı kesimlerde yarattığı etkiler, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik bağlamında farklılıklar gösterdi. Depremin yaşandığı illerdeki kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler, daha fazla zorlanırken, afet sonrası hayatta kalma mücadelesinde toplumsal cinsiyet normları da belirleyici bir rol oynadı.
Kadınların Toplumsal Etkileri: Empati ve Dayanışma
Kadınlar, deprem gibi büyük felaketlerde genellikle daha fazla mağduriyet yaşıyor. Depremin yıkıcı etkisi, evlerin çökmeleri, ailelerin dağılması gibi fiziksel zorluklarla sınırlı kalmadı. Kadınların bakım verme rolü, afet sonrası ilk günlerde daha da ağırlaştı. Çocuklarını, yaşlılarını, engelli bireyleri koruma ve onlara yardım etme sorumluluğu genellikle kadınların omuzlarına yüklendi. Birçok kadının, bu süreçte ailelerini ayakta tutmak için gösterdiği empati ve dayanışma, adeta bir toplumun yeniden inşası sürecinde kritik bir unsura dönüştü.
Kadınların ihtiyaçlarına yönelik yardım ve destek sistemlerinin oluşturulması, afet sonrası yardım sürecinin başlangıcında önem kazandı. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınların bu sürece dahil edilmesinde zaman zaman engeller oluşturdu. Kadınların yalnızca “yardım alan” değil, “yardım sağlayan” olarak da konumlandırılması gerektiği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli bir adımdı.
Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımları: Afet Yönetimi ve Yeniden İnisiyatif
Erkeklerin rolü, genellikle çözüm üretme, yapı inşa etme ve kaynakları yönetme noktasında öne çıkıyor. Deprem sonrası kurtarma ve yeniden yapılanma sürecinde erkekler, çoğunlukla inşaat ve altyapı çalışmalarında liderlik ettiler. Ancak, bu çözüm odaklı yaklaşım bazen toplumsal cinsiyet rollerinin yalnızca iş gücü üzerinden şekillendiği bir perspektife yol açabiliyor.
Erkeklerin, kriz anlarında aktif rol almaları, bazen empati ve insan odaklı yardımlar yerine, daha çok maddi ve fiziki ihtiyaçlara odaklanmalarına neden oldu. Bu durum, bazen toplumsal bağların zayıflamasına, duygusal ve psikolojik desteğin göz ardı edilmesine yol açabiliyor. Aslında afet sonrası süreçte sadece fiziksel ihtiyaçların karşılanması değil, duygusal ve psikolojik destek de büyük bir öneme sahip.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Kim Daha Fazla Mağdur Oluyor?
Depremin etkilerini daha fazla hisseden gruplar arasında engelli bireyler, yaşlılar, çocuklar ve kadınlar ilk sırada yer aldı. Ancak, toplumsal çeşitlilik kavramı burada daha da karmaşık bir hal aldı. Özellikle yerinden edilme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasında, sosyal adaletin temelleri sorgulanabilir. Depremzedelere yönelik yardımlar, zaman zaman daha az temsil edilen grupların ihtiyaçlarını göz ardı edebildi.
Çocukların travma sonrası iyileşme süreçleri, kadınların güvenliğini sağlamak, engelli bireylerin erişim hakları gibi temel insan hakları ihlalleri, sosyal adaletin önünde bir engel oluşturdu. Depremin hemen ardından dağıtılan yardımların, çeşitli toplumsal grupların ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiği, afet yönetiminde daha adil bir yaklaşım geliştirilmesini sağladı.
Toplumu Düşünmeye Davet Eden Sorular
Kadınların deprem sonrası hayatta kalma mücadelesinde gösterdikleri empati, toplumun yeniden inşasında nasıl bir rol oynar?
Erkeklerin çözüm odaklı ve analitik yaklaşımları, deprem sonrası kriz yönetiminde ne kadar etkili olabilir?
Depremin farklı toplumsal grupları nasıl etkilediğini ve sosyal adaletin sağlanması noktasında ne gibi adımlar atılması gerektiğini düşündünüz mü?
Deprem sonrası toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için hangi politikalara ihtiyaç vardır?
Sonuç: Adaletli Bir Yeniden İnşa Süreci İçin
6 Şubat depremi, Türkiye’nin büyük bir bölümünü derinden etkiledi ve pek çok yaşamı değiştirdi. Bu felaket, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerin birer kırılma noktası haline geldi. Deprem sonrası süreçte, tüm bu farklı dinamiklerin birleştirilmesi, sadece fiziksel değil, duygusal ve psikolojik açıdan da toplumun yeniden inşası için kritik önem taşıyor.
Hep birlikte, sadece afet sonrası değil, her zaman daha adil, eşit ve dayanışmacı bir toplum için neler yapabileceğimizi düşünmek, toplumsal yapımızı daha güçlü hale getirecektir.