Rüyada Bir Şey Yediğini Görmek Nedir?
Bir gece, Kayseri’nin soğuk sokaklarından birinde yürürken aklımda sadece bir şey vardı: Geçtiğimiz günlerde gördüğüm o rüya. Sabah uyandığımda, o rüyanın etkisi hala üzerimdeydi. Rüyada bir şey yediğimi görmek… Bazen rüyaların içeriği o kadar derin olur ki, uyandığında geriye sadece hisler kalır. Kendi iç dünyama yaptığı yolculuğu ve hissettiğim karışık duyguları günlüğüme yazarken buldum kendimi. Şimdi o rüyayı sana anlatmak istiyorum. Çünkü bence, rüyada bir şey yediğini görmek, hiç beklemediğin bir şekilde hayatına dokunabilir.
O Rüya: Yalnızlık ve Başlangıçlar
O rüyada ben, yalnız bir masanın başındaydım. Etrafımda hiçbir şey yoktu ama önümde bir tabak vardı, doluydu. İlk başta ne olduğunu bilemedim, sadece “yemek” kelimesi geldi aklıma. O kadar gerçekçiydi ki, tabaktaki yiyeceği görmek, kokusunu almak, dokunmak… Yavaşça bir parça almaya karar verdim. Neden, bilmiyorum. Ama bir şey vardı içimde; yalnızdım ama bir şekilde kendimi o masada rahat hissetmiştim.
Yavaşça, tabağızdaki ekmekten bir parça aldım. Ekmek, sıcak ve taze gibiydi. Gözlerimi kapatıp ağzıma attım. O an, bir şey oldu. Her yudumda kendimi biraz daha tamamlanmış hissettim, eksik bir parçamın yerine konduğunu düşündüm. Hızla yedim, sanki bir şeyleri telafi ediyormuşum gibi. Ama sonra bir an, “Neden bu kadar acele ediyorum?” diye sordum kendime. O kadar heyecanla ve aç gözlülükle yedim ki, sonrasında bir boşluk hissettim. O ekmek beni doyurmadı. İçim birden ürperdi, bir şey eksikti. Rüyada yediğim şeyin ne olduğunu anlamadım ama o tat, hala dilimdeydi.
O an bir şey fark ettim: Rüyada yemek yemek, aslında hayatta neyi eksik hissettiğinin bir yansımasıydı. Yediğim ekmek, sadece karnımı değil, ruhumu da doyurmalıydı. Ama yapamadı.
Duyguların Yansıması: Hayal Kırıklığı ve Umut
O rüya beni derinden etkiledi. Gerçekten de, bir şeyleri aramak, beklemek, belki de beklediğin şeyin sana gelmesi için doğru zamanı bulmak… Bunlar, bazen kendiliğinden gelişen ve seni içsel bir boşluğa düşüren duygular. O ekmek, bana bir şeyler vaat ediyordu ama o vaat neydi? İçimde bir tatmin hissi bırakmadı. Ama aynı zamanda, rüyada yediğim her şeyde, bir umut da vardı. Belki de “daha fazlasını aramak” bir arayışın ta kendisiydi. O an fark ettim ki, hayatımda bazen yeterince doyurulmadığımı hissediyorum. İnsan, her zaman bir şeyleri arar ama bazen neyi aradığını bile bilmez.
Kayseri’nin o soğuk sabahında, dışarıda yağmur yağıyordu. Herkes aceleyle gitmek istediği yere gidiyordu, sokakta yürürken, rüyada hissettiğim o boşlukla, o soğuk havanın karıştığını düşündüm. Bir türlü bu dünyada tam anlamıyla doyuramıyorum kendimi. İstediğim şeyleri yiyip, beklediğim tatmin duygusunu almak zor. Yine de, belki de her şeyin ardında bir şey vardır, değil mi? Beni bekleyen başka bir yol, başka bir tat, başka bir ruh hali olabilir.
Rüyanın Sonu: Yeniden Başlamak
O rüyanın sonunda, yalnızca bir tabak ekmek yediğimi hatırlıyorum. Ama rüyanın bitişi, bir şeylerin sona erdiği değil, daha çok bir şeylerin başladığı anlamına geliyordu. Belki de hayatın bana verdiği mesaj buydu: “Yeniden başla, her şeyin içindesin, o ekmek gibi her şeyin tadı var.” O masada yalnız kalmış olmam, aslında bana yalnız olmadığımı, sadece doğru zamanı beklemem gerektiğini hatırlattı. Her şeyin bir zamanı var. Her şey bir adım gerektiriyor. Yediğim ekmek, bana sabırlı olmayı öğretti.
Şimdi, o rüya üzerine düşündükçe, hayatın aslında küçük bir parçası olan o tabak ekmeğin ne kadar derin anlamlar taşıdığını fark ediyorum. Hepimiz bazen bir şeyler eksik hissediyoruz. Bazen yediğimiz, bize ruhsal doyum sağlamak yerine hayal kırıklığına yol açıyor. Ama belki de her eksiklik, bize yeni bir başlangıç için fırsat sunuyordur. Belki de rüyada bir şey yediğini görmek, hayatın gerçeğinde bir şeyleri keşfetmek, aramak ve yeniden başlamak için bir işarettir.
Sonuç: Doymuş Hissedeceğimiz Gün
O günden sonra, sabahları metrobüsün camına yaslanırken bile, o rüyanın izleri hala zihnimdeydi. Belki de hayat, kendimizi bulmak için yediğimiz değil, hissettiğimiz şeylerden ibarettir. Kayseri’deki o soğuk sabahda, hala o ekmeğin tadı dilimdeydi ama artık onun ne olduğunu sorgulamıyordum. O an, hayatta gerçekten doymamız gereken tek şeyin, ruhumuz olduğunu anladım.